Küçük Şeylerin Tanrısı

Küçük Şeylerin Tanrısı, son dönemde okuduğum en etkileyici kitaplardan biri. İkinci bir okumayı hakkediyor. Her yeni okumada keşfedilecek pek çok yeni şey, alınacak yeni tatlar var bence… Küçük Şeylerin Tanrısı’nın farklı bir kurgusu var. Kitap hikayenin sonunda başlıyor, ortasında bitiyor. Hikayenin başlangıcı ise satırların aralarında gizli. Okurken ayrıntılara dikkatimizi vermemizi bekliyor yazar. Öyle plajda okunacak bir kitap değil yani ☺ Başladığınızda ilerlemek biraz zor olabilir … Okumaya devam et Küçük Şeylerin Tanrısı

Minimalizm mi Sadeleşme mi?

Minimalizm denince aklınıza ne geliyor? Az sayıda kıyafet? Bomboş, soğuk ve beyaz yaşam alanları? Çok az mutfak eşyası? Az para? Mal mülk olmayan bir hayat? Sanıyorum pek çok kişi minimalizmi sahip olunan nesnelerin, eşyaların azlığı hatta yokluğu ile tanımlıyor. Yaklaşık iki yıl önce ben de bu konuda kitaplar okumaya başladığımda, net bir minimalizm tanımım yoktu. Ancak minimalizmin sadece eşyalardan kurtulmakla tanımlanabilecek kadar yüzeysel bir kavram … Okumaya devam et Minimalizm mi Sadeleşme mi?

Kırılganlık ve Cesaret Üstüne

Brené Brown’ın Netflix’te yayınlanan “Cesaret Çağrısı”adlı konuşması çok ilham verici. Konuşmada beni en çok etkileyen yerleri burada paylaşacağım. Ancak konuşmayı izlemediyseniz, mutlaka izlemenizi öneririm. Cesaret çağrısını onun cümleleriyle dinlemek bambaşka. Brené, yaş aldıkça zamanın ne kadar büyük, değerli ve yenilenemez bir kaynak olduğunu daha iyi anladığını söyleyerek başlıyor sözlerine. Ben de bunu yaş aldıkça daha iyi anlıyorum. Zaman sahip olduğumuz en kıymetli şey, ama bazen … Okumaya devam et Kırılganlık ve Cesaret Üstüne