Genel · sadelesme · Sağlık

Dengeli Beslenmeye Bir Güzelleme

Yemekle kurduğumuz ilişkinin önceki yazıda bahsettiğim noktalardan başka bir boyutu da var:

Ne yiyoruz? Ne zaman yiyoruz? Yediklerimizin vücudumuza faydası var mı? Ne yemeliyiz? Ne yememeliyiz?

Benim çocukluğumda yemek konusu çok karmaşık değildi. Her besinden dengeli yemek yeterliydi. Ama bugün yemek konusunda kafamız çok karışık. Herkes yemek yeme konusunda bir şey söylüyor. Bir uzmanın bolca yiyin dediğini bir doktor sakın yemeyin diyor. Moda diyetler, yağ yakan içecekler, mucize yiyecekler vb her gün sosyal medyada, gazetede, televizyonda karşımıza çıkıyor.  Hepimiz ne yapacağımızı şaşırmış durumdayız.

Benim de zaman zaman kafam karışsa da onu yesem bunu yemesem desem de ben dengeli beslenmeye inanıyorum. Sağlıklı olmamızın vücudumuza ne verdiğimizle yani nasıl beslendiğimizle yakından ilgiliolduğunu düşünüyorum. Ama sadece iyi beslenerek, ruhu ve zihni ihmal ederek bütünsel sağlığın korunabileceğine inanmıyorum.

Sağlıklı beslenmenin temeli vücudumuza zarar verdiği herkes tarafından kabul edilen bazı yiyecek ve içecekleri hayatımızdan çıkarmaktan geçiyor bence.

Bir besin pakete giriyorsa içinde genellikle koruyucu ve katkı maddesi olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle hazır çorba, puding, hazır tatlılar, meyveli yoğurt, salam, sucuk, sosis, hazır pizzalar, hazır yemekler, gofret, bisküvi, çikolata, hazır meyve suyu, kola, gazoz, konserve gibi işlenmiş ve hazır gıdaları asla almıyorum.

Rafine şekeri hayatımdan çıkaralı çok oldu. Şekerin zararlı olduğu ve bağımlılık yaptığı birçok araştırma tarafından kanıtlandı. Ben de pastacılık yaptığım dönemde hem araştırmaları okuyarak, hem de bizzat deneyimleyerek bu konuya ikna oldum. Şekerin kanser için de iyi olmadığını öğrenince, şekerle ilişkimi öncelikle kafamda bitirdim. Kurumsal hayattayken sık sık tatlı krizlerine girerdim. Oysa yıllardır canım hiç tatlı çekmiyor artık.

Meyve yememek gerektiği söylemine ben katılmıyorum. Her şeyin olduğu gibi meyvenin de fazlasının zararlı olduğunu düşünüyorum. Ancak kararında yendiğinde vücudun meyveye de ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Bir Egeli olarak sebze ve bakliyat ağırlıklı bir beslenme düzenim var. Ama az da olsa kırmızı et ve balık da yiyorum, süt ürünü de tüketiyorum. Ancak artık hazır yoğurt tüketmiyorum. Yoğurdumu kooperatif sütüyle kendim mayalıyorum. Tadına doyulmuyor ev yoğurdunun.

Turşuyu da evde yapma girişimlerim oldu bu sonbahar. Ev turşusunun da çok faydalı olduğu söyleniyor. Lezzeti de cabası.

Su konusu da bence sağlık için çok önemli. Daha önce paylaşmıştım, güne bir bardak suyla başlıyorum. Gün içinde de suyu fazla tüketmeye çalışıyorum.

Toplum olarak hamur işlerini çok seviyoruz. Ben de keklere, poğaçalara bayılıyorum. Ama unun faydadan çok zararlı olması nedeniyle artık evde pek hamur işi de yapmıyorum. Bu konuda çok katı değilim, bazen insanın canı istiyor ya da kaçamak yapmak istiyor. O zaman da daha sağlıklı alternatifler deniyorum, ölçüyü kaçırmadan yiyorum hamur işlerini.

Hamur işi deyince, en çok tartışılan konulardan biri olan ekmekten bahsetmezsem olmaz. Ekmek insanlığın temel gıdası olarak süre gelmiş tarih boyunca. Ama günümüzde endüstrinin gelişmesi, buğdayların yapısının değişmesiyle yarardan çok zararı konuşulur oldu ekmeğin. Bu tartışmaları çok haklı buluyorum ve takip ediyorum ama ekmeği hayatımdan çıkarmıyorum. Sadece kahvaltıda tüketiyorum. Tam buğday veya karakılçık unundan yapılan ve daha sağlıklı olduğuna inandıklarıma ulaşmaya çalışıyorum.

Diğer yandan bir de temiz gıdaya ulaşım konusu var. Bu maalesef benim de çok zorlandığım bir konu. İlaçsız, uygun ve doğru koşullarda üretilmiş sebze ve meyveye ulaşmaya çalışıyorum. Ancak bu konuda istediğim noktada değilim henüz.

Ben beslenme konusunda uzman değilim. Bu nedenle burada yazdıklarımın sadece benim kişisel görüşüm ve deneyimlerim olduğunu özellikle vurgulamak isterim. Herkesin kendine en uygun beslenme şeklini, gerekirse bir doktor veya diyetisyen desteğiyle oluşturacağını düşünüyorum. Ancak bu platformda kendi düşünce ve önerilerimizi de tartışabileceğimize inanıyorum.

Genel · Sağlık · Yaşam

Sağlık Olsun

Anlamlı ve iyi bir hayat yaşamanın en önemli şartlarından biri sağlıklı olmak. Sağlığımız yerinde değilse, para, mal, mülk her şey anlamını kaybediyor. İstediğimiz kadar sadeleşelim yaşam alanımızda, sağlığımız yoksa aslında hiçbir şeye sahip değiliz.

Sağlıklı olmak öyle kıymetli ki… İnsan sağlığının değerini onu kaybettiğinde anlıyor. Meme kanseri tedavim sırasında kemoterapi görürken hiç tat alamadığım zamanlar oldu. Bol bol içmem gereken suyu içmekte zorlandığım, suyun tadını alamadığım günleri biliyorum. İnsan o zaman fark ediyor, yemek yiyebilmek ve tat alabilmek ne büyük bir hediye bize. Ama hayatın koşturmacası içinde bunun farkında olmuyoruz çoğu zaman.

Yediklerimize dikkat etmiyoruz, hareketsiz yaşıyoruz. Ruhumuzu beslemiyor, her şeyi kafamıza takıyor, stres içinde yaşayıp gidiyoruz. Bedenimizin işaretlerini dinlemiyoruz. Sonunda da sağlığımızı kaybediyoruz.

Ben de böyleydim kurumsal hayatta çalışırken. Günümün yarısı evden dışarıda geçiyordu. Sağlıklı yemeğimi evden götürüyordum iş yerine. İş sonrası düzenli pilates yapıyordum ama yeterince yürüyemiyordum, hareketsiz kalıyordum. Ruhumu besleyecek aktiviteler yapsam da stres baş düşmanımdı. Onu yönetemiyordum. Vücudumda bir şeyler olduğunu, bir salgı salgılandığını ve vücudumun her zerresini ele geçirdiğini hissederdim. Sürekli mide yanması, kabızlık, şişkinlik gibi sıkıntılarım vardı. Bir de her şeyi kafaya takar, kendime çok acımasız davranırdım. Hasta olmaktan korkuyordum ama deneyimimi değiştiremiyordum. Nitekim kurumsal hayatımı sonlandırdıktan bir yıl sonra meme kanseri teşhisi aldım. İşte o zaman daha iyi anladım hayat tarzımızın, yaptığımız seçimlerin, düşüncelerimizin sağlığımız üstündeki etkilerini. Oysa bunu anlamak için sağlığımı kaybetmem gerekmiyordu.

Sağlığımızı kaybetmeden onun değerini bilmek en iyisi. Sağlıklı olduğumuz her an için şükretmek çok önemli. Nefes alabilmek, bir yudum su içip, tadını alabilmek, yürüyebilmek, okuyabilmek öyle kıymetli ki…

Bence sağlıklı bir hayat sürmenin anahtarı beden, zihin ve ruh dengesini sağlamak. Yani bedenimize, ruhumuza ve zihnimize iyi gelen şeyleri hayatımıza sokmak. Bunlar çok derin konular. Yemek, spor, ruhu besleyen aktiviteler, stres yönetimi, anı yaşama, düşünce şeklimiz, yaşam tarzımız vb pek çok başlık var bakılabilecek. Sade İşler’de sizlerin katkılarıyla bu konuları derinleştirelim, paylaşıp birbirimize iyi gelelim istiyorum.